İzleyiciler

22 Kasım 2012 Perşembe

Mehmet ve Süleyman Kıyı Avında, '' Sır Perdesinde ''

Süleyman kankam ile çok oldu av yapmayalı;
Hadi kanka sabaha balığa gidelim - nereye kanka ? -Sır Perdesi belki aralanır ne dersin...-Ben varım kanka,hadi bakalım rastgele o zaman...


Bu konuşmalarımız ile avlak belli oldu ve pazar sabahı avlakta saat 04:00 gibi oltalar denizde olacak şekilde planımızı yaptık...


Süleyman ve ben avlakta buluştuk,tam dediğimiz gibi saat 04:00 de oltalar deniz ile buluştu...
Hava çok güzel,ince bir esinti var herşey mükemmel...Oltalarımız beklerken bizde muhabbete daldık ki tam muhabbet koyulaşacaktı kamış U olunca yarıda kaldı...



Fişek gibi önce ben fırladım kamışı yakaladığım gibi çaktım tasmayı hayvan yerden kalktı...-Kanka, uğur akıyor her tarafından... Gelen dolgun kafa atışlarıyla kendini belli etti...Orjinal bu,ama iriydi 80 metre attığım takımı üç metre önüme kadar getirdim ve orjinal gözüktü...Ne olduysa o anda oldu ve son çırpınışında iğne ağzından çıktı...-Kanka oltayı bıraktı....- dıııııtttttt +%&^/)'?)


Rotayı tutturmak için çırpınışlarına kıyıdan bakakaldık ikimizde ve rotayı bulup uzaklaştı orjinal ...Sağlık olsun daha yolun başında kaçırdık...
O kaçtı,diğerleri orada artık biliyoruz şansımız varsa bir daha alırız ne yapalım...


Avlakta harami yine çok onların arasından balık yakalamak zorlaşmaya başladıysa da yılmak yoktu bizim için...Saat 04:30 kamışlardan biri selam durdu ve aynı anda tasmayla beraber kendini kıyıda buldu sargoz...



Açılışı yaptık sargoz efendiyle gerisi de gelir artık korkmam...O saatten sonra trafik iyice hareketlendi ve biz muhabbet bile edemedik kankam ile...Yem tak,kamış at,balık yakala,fotoğraf çek....


Nihayetinde gün ağırırken balık kıyıdan yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı,oltaya vuruşlar daha seyrek oluyordu...Zaten yeteri kadar balığımızı da yakalamıştık...


Fazla zorlamanın anlamı yok nasıl olsa biz her zaman balığa giden kişileriz gelir tekrar yoklarız merayı...Eşyalarımızı toplayıp sırtlandık dağlara tırmanmanın zamanı gelmişti...Avlağa giderken her zaman koşa koşa gideriz ama dönüş insanı biraz yoruyor...


Bu da işin en güzel tarafı çünkü kolay av yok artık...İnşallah devamını yine yapacağız...Daha güzel avlarda hep beraber olmak dileğiyle....Hepinize rastgele...

17 Ekim 2012 Çarşamba

13 Ekim 2012 - Yenifoça / Sargoz35 Bu İşi Biliyor...


Merhaba sevgili arkadaşlar;
Hafta arası gelen raporlarda,avlaklarımızda bolca torik ve lüfer çıktığı haberlerini alınca,hafta sonu av yapmak kaçınılmaz oldu.Ben ve iki arkadaşım tekneden av yapmak için hazırlıklara Cuma gününden başladık.
''Derin Vadi'' avlağında av yapılacaktı.Cumartesi günü taze sardalya ve istavrit balıkları yem olarak seçildi.Ama ben yine yanıma madya ve mamunu alacaktım ne olur ne olmaz diye.Tekneden av yapmak,kıyıdan av yapmak kadar zevk vermiyor bana,belki sabah suyu yaparım düşüncesiyle ben yine,Kemal babanın taze yemlerinden zulaya iliştirdim...
Cumartesi akşamı,saat 20:00 de avlağa vardık.Oltaları sardalya ve istavritle yemleyip,orta suda balık aramaya başladık.Hava çok sakin,deniz cam gibi durgundu.Çok beklememize rağmen hiç bir hareket olmadı oltalarımızda.Yemler nasıl takıldıysa oltaya,aynen aşağıdan öyle geri geldiler...Bu durum beni teknede huzursuz etmeye başladı...Kıyıda olsam,şimdiye kadar iki üç tane yapıştırmıştım diye hayıflanıyordum.Saatler 23:00 gösteriyordu karnımız acıktı,-hadi şu sardalyaları,istavritleri temizleyip yiyelim dediğimde herkez dünden razıymış



Hemen balıklar temizlendi,bir taraftan da pişirilmeye başlandı.Denizin üstünü öyle bir koku kapladı ki sormayın,nerdeyse balık ekmek satacağız.Domates ve kuru soğan eşliğinde bir güzel mideye indirildi.(Saat bu arada 24:00 biz balık yiyoruz )
Yemek faslından sonra dönüşe geçtik,kıyıya vardığımızda,-ben kıyıdan balığa takılacağım gelen var mı ? diye sorduğumda arkadaşlar -yorgunuz biz kaçalım ; dediler.Ben de tek başına avlağın yolunu tuttum.Geçen yıl lodosta iyi balık aldığım bir meraya gidecektim,ama dip yapısı beni her zaman yoran bir yerdi.Namı değer ''Erişte Tarlası''...



Avlağa vardığımda,küçük bir iskelede,dönüş hazırlığı yapan arkadaşlarla görüştüm -Balık Yok arkadaş,biz kaçıyoruz,sana rastgelsin;deyip gittiler.Balık Yok Arkadaş balık hiçbir yerde yok ki,bekleyeceğiz sabaha kadar çare yok.
Hemen oltalarımı hazır ettim,madya ile yemleyip gönderdim karanlık sulara...Bir yandan da spin takımı hazırladım,beklerken bari,boş kalmayım diye...





Denizin üstünde çok oynak vardı,belli ki ispendekler gamit avında,bakarsın bir levrek kıstırırım belli mi olur.
Saatler 04:00 oldu hala tık yok.Takımlarda ki yemleri tazeledim,şamandıralı bir takım yapmak geldi aklıma.Spin makinanın yedek kafasını değiştirdim,stoperli şamandıralı tek iğne bir takım hazırladım,mamunla yemleyip başladım beklemeye...




Daha on saniye olmamıştı ki şamandıra gözden kayboluverdi.Tasmayı yapıştırdım anında,çekerken spin takım gayet iyi adrenalin veriyor,ne göreyim sargoz efendi yine oltada. Anlaşıldı burada sargoz var ve hepsini alacağım bu gidişle deyip hemen fazla olan yem ile mazmoz yaptım merayı...Ben atıyorum şamandıra güp diye batıyor,sargoz üstünde,al kenara...Dört adet yakalamıştım ki kamışlardan biri selamı çaktı,hemen tasma ile beraber yerden kaldırıp,seri bir şekilde takılmaması için çektim takımı,hadi bakalım Orjinal de başladı.Kaba lidoş kovada,etti 5...

Şamandıralı oltaya geçtim tekrar,atıyorum ona kadar sayıyorum hop üstünde.gittikçe irileşmeye başladı sargozlar...Hava ağırmaya başlarken onbeş metre önümde deniz üzerinde oynaklar irileşti,arkasından bir şaplama geldi ki sormayın.Sanki denize adam düştü.Belli ki levrek gamitlere kuyruk patlatıp sersemletiyor.Spin takımıda yaptık mı stoperli takım şimdi,değiştirmek uzun iş...




Birden deniz üzerinde bana doğru yüzen bir çizgi ilişti gözüme,ama durmadan bana doğru geliyor.Merak içerisinde onu seyrederken,anladım ki bir kefal yara almış kaçıyor kıyıya doğru...Aman Allah'ım,ne göreyim arkasından gelen levrek tam beş metre önümde kefali su üzerinde yutmaz mı...Şok içerisindeyim,levreğin boyu,endamı,cüssesi beni bile korkuttu bırak gamitler korkmasın.Bir iki dakika öyle bakındım arkasından,spin takımı da atasım gelmedi içimden,makinamı ve kamışımı seviyorum çünkü. Bu karışıklık benim sargozları ürkütmemiş anlaşılan ben yine devam sargozlara...
İkinci kez kamış selam verdi bu arada ve başladım çekmeye ama bu arkadaş belli ki kuvvetli direniyor,yavaş yavaş oda geldi yanıma çaresi yok.Orjinal,orjinal bunlar...
Harami de çıktı piyasaya,onların içerisinden birkaç sargoz daha yakaladım.Bekleyen kamışları topladım,şamandıraya devam.Kovaya baktım yeteri kadar balık yakalamışım.Hadi şu iri mamunu da takayım atayım son kez,oltayı öyle toplayım dedim.





Şamandıra suya düştü,iğne kulaç mesafesine erdi,üç saniye sonra muhteşem bir vuruş ve tasmayı vurdum.Makina cırlamaya başladı.Şamandıra piyasada yok,belli ki kallavi...İşte böyle sonlara bayılıyorum.
Biraz sonra gücü kalmadı arkadaşın ve usulca onu da aldım yanıma ve böylelikle avımı sonlandırdım.(Son deyince feriştahı gelse olta atmam bir daha )Bol aksiyon,bol karmaşa,ne ararsam hepsi vardı...Sabah, o arkadaşın lafı geldi aklıma -Balık Yok...İşi bilene,sabretmeyi bilene her zaman balık var bu denizlerde...Ben de bu işi biraz biliyorum galiba... 
Siz değerli arkadaşlarıma da böyle güzel avlar diliyorum...Rastgele...

4 Ekim 2012 Perşembe

30.09.2012 '' Beyaz Sütün '' Çipura ve Sargoz Avım...


Hava      : Kuzeydoğu 1-2 ( Dolunay )
Yem       :  Madya
Takım     :  İki Kollu,Dip Takım ( Kol uzunluğu 20 cm )
İğne        : Owner 50173-No :4   /  Owner 50010 No:2
Misina     : Takım : Süper Maxim 0,30   Makine : Angel Kıss Soft 0,30

Hafta sonu balık avı için müsait ve haliyle ellerim kaşınıyor.Bir yerlere gitmeli,şöyle oltayı atıp kafayı resetlemeli dedim kendi kendime...
  Bir gün önceden arkadaşlar ile ne kadar plan yapsakta,sağ olsun hiçbiri arayacağız dedikleri halde aramadılar,ben de cumartesi akşamı evde,geç saatlere kadar internet başında gezindim durdum.Balık avı videolarını seyrettikçe,balık avı bende tavan yaptı.Gece saat 02:00,başladım hazırlanmaya,hanım -hiç işin mi yok bu saatte dediyse de,kim tutar beni...

Yemci Kemal abim,dükkanda nöbetçi hafta sonu olunca,soluğu yanında aldım.-Baba madya var mı ? -Ayıp ettin evlat,sana her zaman madya var...-Keyfim yerine geldi,patlat çayları içelim o zaman :D Kemal abimle güzel güzel çaylarımızı içtik,muhabbetimizi yaptık.- Sargoz,balığa nereye gideceksin bakalım... - Baba beni bu sabah ''Beyaz Sütun'' paklar,çoktan beri es geçtim orayı...-Eh hadi o zaman rastgele,avın kanlı geçsin...Sağ ol Kemal baba,hayırlı işler...
Menemen'den saat 03:30 çıktım yola,yarım saat sonra avlaktayım işte.Deniz muhteşem,avlakta kimseler yok,her şey müsait.Madyalarımı hazırladım,kokusunu,ellerimi mosmor boyamasını bile özlemişim.Yemlerimi taktım,bereketli olsun diyerek,takımları doğru derinliklere  yolladım.Harami yine kol geziyor...Yapacak bir şey yok,sık sık yemleri kontrol edeceğim,nasıl olsa arada bir tane sıkışır oltama...
Saat 05:30 olduğunda,oltaya vuruşlar değişti,harami belli ki geri saflara çekildi.

Hoppa,kamışın ucu aldı başını,denizden su içecek. tasmayı yapıştırdım,yerden havalandı geliyor.Sargozum benim yalızlığıma dayanamaz hoş geldin bakalım,babacan...On dakika sonra bir vuruş daha geldi oltaya,bu sefer ki tek ve sert...İğnenin etrafında dolanıyor hissediyorum,aynı hareketi bir daha yaparsa tasmayı yer...ve tasmayı yedi arkadaş...Gümbür gümbür geliyor...Bu gelişi iyi bilirim,orijinal çipuranın gelişi bu.Orijinale hastayım,bilen bilir. Beş dakika sonra,bir tane daha orijinal kovamda...Arkasından bir tane daha  sargoz,iri bir karagöz daha alıyorum.
Hava aydınlandı,harami işi iyice azıttı...Bu kadar yeter arkadaş,bunu tutamayan da var deyip oltalarımı toplayıp,bir iki fotoğraf çekiyorum merada.İyi yem Kemal abimden,yer ve zaman benden,ortaya çıkan sonuç işte karşınızda...Daha bereketli avlar sizlerin olması dileklerimle...Rastgele....

21 Ağustos 2012 Salı

Levrek Avına Hazırlık...

Levrek sezonuna az kaldı.Hazırlıklarımı gözden geçirip eksiklerimi tamamlıyorum...
Seaspin suni yemi,Türkiye'de levrek avcılarına ve online alışveriş mağazalarına tanıtmaktan dolayı mutluyum...
Sevgili,Miguel de Solorobalizas;
Seaspin suni yem ile senin sayende tanıştık.Birbirinden güzel avlarını izlemek gerçekten çok güzel...Umarım bizler de Seaspin suni yem ile güzel levrek avları yapabiliriz....
Teşekkürler Miguel...



5 Nisan 2012 Perşembe

M.Tahir GÜRHAN - Sinarit Avı ( Dentex Dentex ) 14 KG Türkiye Rekoru...

Sevgili M.Tahir GÜRHAN ustam,kendi rekorlarını egale etmeye devam ediyor...Türkiye'de uzun olta ile sinarit yakalamada üzerine daha kimse gelmedi...Kendisini,yapmış olduğu bu muhteşem av için tebrik ediyorum...
''SEN DAHA İYİSİNİ YAPANA KADAR,EN İYİSİ BU ''



14 Kg - 8,8 Kg - 4.7 Kg


29 Mart 2012 Perşembe

Altınbaş Logo...

Sevgili arkadaşlar merhaba;
Uzun bir zamandır düşündüğüm ve üzerinde çalıştığım logoyu en sonunda bitirdim.Ana tema Altınbaş çipura seçildi.İspanyol blog arkadaşlarım Jose Martinez ve Walter Tanero'nun izni ile,çipuranın resmini kullandım.Onlara buradan beni kırmadıkları ve anlayış gösterdiklerinden dolayı teşekkür ediyorum....( Gracias Jose y Walter ) Selamlar...








22 Mart 2012 Perşembe

''Athos Porthos ve Aramis'' Yeni Sezona Hazırlar...

Sevgili arkadaşlar ;
Kıyı,yemli avlarında bu güne kadar çeşitli makinalar denedim.Ryobi Ecusima ile tanıştıktan sonra anladım ki,bugüne kadar boşa kürek çekmişiz...Malum kıyı avlarına yavaş yavaş başlıyacağız yakında...
İşte ben de bu sezondan umutlu olduğum için,makinalarımı yeniledim...''Athos,Porthos ve Aramis'' üç silahşörler,çipuralar ve sargozlar ile mücadeleye hazırlar...
Kıyı avcılarına bu makinaları şiddetle öneriyorum...İyi bir sezon olması dileklerimle...Selamlar... 







17 Ocak 2012 Salı

Felicidades a Walter Tanero... ( Tebrikler Walter Tanero )

İspanya'nın en büyük Altınbaş avcısı,sevgili arkadaşım Walter TANERO;
Seni izlemekten ve izlettirmekten gerçekten büyük mutluluk duyuyorum,sen Altınbaş avcılığında bence bir numarasın.2012 yılı senin yılın olacak anlaşılan,Altınbaş ile seni hep bu fotoğraflarda görmek dileğiyle...

 




24 Aralık 2011 Cumartesi

19-20.11.2011 Yenifoça - Sürpriz Bir Gece

Sevgili arkadaşlar,değerli dostlar hepinize merhaba ;
Bir haftadır esen sert poyraz,yerini daha sakin havalara bıraktı.Bu sebeple hafta sonu av yapmak,bizler için kaçınılmaz oldu tabi ki...
Yenifoça'da geçen sene güzel avlar yaptığımız merada avlanacaktık bu hafta.Sevgili İshak Ballıca hocamı cuma günü aramış ve cumartesi gecesine bizlere eşlik edip,av yapmak istediğimizi belirtmiştim.Kendisi ekibini kurmuş,Çeşme taraflarına gideceğini bildirmişti,onunla av yapmak yine başka sefere kaldı anlaşılan...


Aşkın abim ve Özgür kardeşim sözleştiğimiz üzere hazır kıta beklemekteydi.Ben ekibe birini daha eklemek istiyordum.İşleri nedeniyle bu aralar avlarından uzak kalan sevgili Salih abimi aramak geldi aklıma,iyi ki de aramışım.Kendisi de Güzelbahçe taraflarına balık avına gitmek için hazırlanıyormuş.
Kendisini davet ettiğim de,sağolsun beni kırmadı ve akşam üzeri saat 17:30 gibi buluşmak üzere sözleştik.Aşkın abim ve Özgür kardeşim işleri sebebiyle bize gece katılacaklardı.
Bu arada bende eksiklerimi ve yem tedariğini tamamladım.Saat 18:00 gibi Salih abim ile Menemen'de buluşup avlağımıza doğru yola koyulduk.Yolda merayı ve geçen zamanlarda yaptığımız avları konuşurken,ne zaman geldik avlağa,yol ne zaman bitti anlamamıştık bile...




Poyraz karşımızdan ince ince esiyordu,ama hava azıcık ısırıyordu.Hemen yemlerimizi ve oltalarımızı ayarladık,haydi bakalım rastgele deyip,takımları birbir derinlere yolladık.Daha beş dakika geçmemişdi ki Salih abimin oltada hareket belirdi, -Salih abi çek bakalım görelim ne geliyor,seftesi senden bereketi denizden olsun.İki adet güzel karagöz hemen kovada yerini aldı. -Mehmet kardeşim burası güzelmiş yahu,beni bu sefer müşteri kerterizine getirmedin galiba... -Ayıp ettin abim olurmu öyle hiç,burası dostların mekanı...



Benim oltalarda tık bile yok bu arada,Salih abimin meşhur Shimano kamış ucu telgraf çekiyor ha bire...Bir ara benim kamışlardan biri oynar gibi oldu yanına gittim,oltanın ucu tık tık deyip duruyor...Misinayı bir kıskandırayım diye az birşey çektiğimde,aman Allah'ım o ne vuruş...Anında çaktım tasmayı,arkasından bir daha çaktım,balık yerden kalktı ama çok dolu kafa atıyordu.-Salih abi çabuk kepçeyi hazırla bu gelen iyi birşey... -Mehmet söylesene nasıl geliyor...-Abi kafa atışları dolu dolu...Balık kendini taşa sokmak için dip yapıyor,ben havalandırıyorum.Parıltısı o gecenin karanlığında falş gibi patlıyor. -Abi az kaldı hazırlan.Balık kepçede,ikimiz de şaşkınız.Eşkina madyaya geldi,belli ki hayvan yem tercihini değiştirmiş hadi hayırlısı deyip kovada ki yerini alıyor...
Bu akşam belli ki çok sürprizler yaşayacağız,maaşallah merada yok yok.Bu arada Aşkın abim arayıp rapor alıyor.Koyu bir muhabbet ile gözler her daim oltalarda,İstanbul'da Mustafa abim kalkan avlamaya gidecekmiş orda öğreniyorum Salih abimden,inşallah gönüllerine göre bir av geçer...


Sarı Shimano gene çaktı selamı,Salih abim bir karagöz daha ekledi kovasına.Harami balık çok,bir türlü fırsat vermiyor büyüklere,sabredeceğiz artık yılmak yok.Benim kamışlardan biri Salih abimin dikkatini çekti. –Mehmet baksana şu kamışa ha bire oynuyor,yine aldım misinayı elime yavaş yavaş kıskandırıyorum yemi.Arkasından öyle bir asılma geldi ki,hemen çaktım tasmayı. –Salih abi bu ilk gelenden daha sert atıyor kafayı,garanti olması için bir tasma daha çaktım,hayvan delirdi... -Mehmet bu gelen ne şimdi ? -Abi bu gelen paşa,çıldırdı hayvan baksana,sen kepçeyi hazırla...Birçok kez burada balık tutmama rağmen bu kadar inatçısıyla karşılaştım.-Hadi paşam üzme beni.Flaş çakarak geliyor,yavaş yavaş yanımıza sokuldu ve kendini kepçede buldu.-Mehmet bu ne kardeşim böyle,şunun güzelliğine baksana... -Evet abi gerçekten güzel,kilo üstü olsa gerek.-Aynen kardeşim,hadi bakalım senin deyiminle ''Avın Kanlı Olsun''



Paşa da kovadaki yerini zor zar alıyor. Salih abim bak daha neler çıkacak gör sen,gece uzun.Aşkın abim arıyor yine durum güncellemesi yapıyoruz. -Geliyoruz geliyoruz yoldayız,bitirme paşaları sakın.
Bir ara yine sessizlik çöküyor,ama harami bitmek bilmiyor...Hemen olta değişikliği yapıyorum,geçen avda ki gibi...Tek iğne (cırcle),gezer kuşun takımına madya takıp yolladım en uzağa,hadi bakalım gelin şimdi görelim,tuzak kurdum haramiye...Oltayı sephaya yeni koymuştum,misina boşluğunu alıyordum ki,o da ne kamış ucu yamuluverdi,tasma atmadan tarttığımda balık kafa atışlarını gösterdi.-Salih abi daha yeni attım,yanına düştü galiba yem,baksana yakaladım bile.. -Çek kardeşim neymiş görelim. -Bana doğru geliyor bu,tanıdık bir sima olsa gerek,işte dediğim gibi...İçelim Gazozu Yakalayalım Sargozu.Yakışıklı olmuş kerata ama cırcle iğneyi bile bütün yutmuş,böylesi ilk defa görülmüştür herhalde.İğne kaldı gırtlağında,hadi bakalım sende kovada ki yerini al.



Muhabbete öyle dalmışız ki Aşkın abilerin gelişini duymadık.Hemen kısa bir tanışma faslı,Salih abiyle ilk defa görüşüyorlar çünkü.-Mehmet ne tuttun bakalım balıklarına. - Aşkın abi moralin bozulmasın ama - Kardeşim bu ne yahu,vallahi bravo inşallah geç kalmamışızdır... - Abicim hemen vakit kaybetmeyin,yollayın oltalarınızı suya.
Bu arada Mustafa abim telefonun diğer ucunda,avdan gelişmeleri aktarıyorum.Herkese selam deyip kapattık.İşte dostluk arkadaşlık bu olsa gerek,kaç km uzakda bile olsa avımıza ortak oluyor,iyi ki varsın Mustafa abim...
Salih abim bu arada yeni yetme bir paşa daha yuvarladı kovaya...Hava da iyice ayaz oldu,ateş yakıldı.Ateş başında güzel bir sohbet,balık vuruşları kesildi,sabah suyuna kadar dinlenmek lazım deyip,ben ve Salih abi istirahata geçiyoruz.Aşkın abimler yeni geldi,onlar devam edecek...
Sabah 05:00'de kalkmak üzere saati kurup yattık.Saat nasıl geçti anlamadık,ilk ben uyandım. -Salih abi kalk sabah suyunu kaçırmayalım.Ateş yanıyor biraz ısındık oltalarımızın başına geçtik tekrar.Salih abim on dakika geçmemişti ki güzel bir minekop aldı,arkasından bana bir mırmır geldi,ayne kovaya.Bir ara muhabbet için ateş başındaydık,Salih abimin oltası sephadan yere düştü,hemen yanına koşup tasmayı attı ama geç kalınmışdı,balık kaçmışdı.Oltaların başından ayrılmamak lazım.Yavaş yavaş gün ağırmaya başlamıştı,haramiler delirdi artık.Her yeme ilk onlar karşılık verir oldu.Aşkın abiler öyle ki gece de bir şey alamamışlar,tam zamanını kaçırmışlardı anlaşılan.



Salih abinin Shimano kamış ucu değişik tıklamar yapıyordu...-Mehmet çakayım ben tasmayı,ne olur ne olmaz – Abi bekle,bir daha vursun oltaya.Yaklaşık bir dakika sonra yine aynı vuruşlar gelince Salih abim tasmayı çaktı.-Kardeş bu yerden zor kalktı ne bu böyle yahu. –Abi sar makinayı sar.Herkez Salih abinin çevresinde,bekliyoruz ne gelecek diye. -Memo bu çok zorluyor,ilk defa böyle birşey çekiyorum...Abi seri sar şu makinayı. -Memo çok dolu basıyor bu...Herkez pür dikkat bekliyor,Shimano makina bile ağlamaya başladı zoru görünce...-Memo gelmiyor takıldı.-Abi yapma,yapma bekle bakalım belki çıkar,taşa girdi o.Bekliyoruz,ama moraller birden sıfır...Gelen paşa trofe ayarında olsa gerek,inşallah taştan çıkar.Bekle bekle yok çıkmıyor. -Abi çek bakalım,zorla biraz. -Yok kardeşim çıkmayacak. -Abi karar senin.Sonunda sert çekiyor ve kol misinası,kurşun ile beraber balığın ağzında kalıyor.Salih abim şaşkın,herkez şaşkın.Nasip değilmiş ne yapalım,ama Shimano kamışı ve makinayı ağlatan paşa da paşadır hani.



Bunun arkasına attığımız oltalardan bile zevk almıyoruz artık.Balıkda kıyıdan uzaklaştı,vuruşlar kesildi.Avı sonlandırmaya karar veriyoruz.Aşkıın abiler biraz daha kalacaklar.Toparlandıkdan sonra birkaç kare fotoğraf çekiyoruz.İnşallah başka sefere deyip Aşkın abiler ile vedalaşıyoruz.Yolda gelirken bile hala Salih abinin aklında kaçan balık.Dedikleri gibi ''Kaçan Balık Yine Büyük Oldu ''
İşte böylesine güzel,heyecanı bol bir avı daha geride bıraktık.İnşallah başka bir avda yine buluşmak üzere...Salih abim,Aşkın abim ve Özgür kardeşim iyi ki varsınız...Selamlar...



Badem gözlü kızım Cemre ve payımıza düşen balıklar